İstanbul’da 14 Ekim 2026 selinde kaskosuz araç sahipleri idareden tazminat isteyebilir
Avukat, İstanbul'da 14 Ekim 2026 tarihli selde aracı zarar görenlerin kasko olmasa da kamu kurumlarına başvurabileceğini belirtti.
· Güncelleme:

İstanbul’da 14 Ekim 2026 tarihinde görülen yoğun yağış ve sel, birçok aracın hasar görmesine neden oldu. Zararı kimin üstleneceği sorusu bunun üzerine gündeme geldi. Konuya değinen bir avukat, kaskosu olmayan araç sahiplerinin de bazı şartlar altında tazminat talebinde bulunabileceğini söyledi. Avukat ayrıca selin doğal afet sayılmasının kamu kurumlarını her durumda sorumluluktan kurtarmadığını belirtti.
Avukat, hasar gören araçların sahiplerine önce kendi kasko poliçelerine bakmalarını önerdi. Kaskonun varlığı tek başına her zararın ödeneceği anlamına gelmiyor. Kasko genel şartlarına bakıldığında, sel ve su baskınının teminat kapsamına girmesi için ek sözleşme yapılması gerekiyor. Poliçesinde bu teminat olanların hasarı geciktirmeden şirkete bildirmesi ve durumu fotoğraf, video ile servis kayıtlarıyla belgelemesi gerekiyor.
Su altında kalan aracın yeniden çalıştırılmaması gerektiği, aksi halde hasarın büyüyebileceği ve uzman incelemesinin beklenmesi gerektiği ifade edildi. Sigortalının hasardan haberdar olduğu günden başlayarak en geç beş iş günü içinde şirkete bildirimde bulunması gerekiyor. Avukata göre bu süre aşılsa bile tazminat hakkı kendiliğinden sona ermiyor. Zararı artıracak davranışlardan kaçınmayan sigortalının alacağı tutar ise etkilenebiliyor.
Zorunlu trafik sigortası, aracın işletilmesinden doğan ve üçüncü kişilere yönelen zararları ödüyor. Sahibinin kendi aracında selden oluşan hasar bu sigortanın dışında kalıyor. Avukat, kaskosu bulunmayanlar için hukuki yolların yine de tamamen kapanmadığını vurguladı. Zararın doğmasında bir kamu kurumunun payı varsa tazminat istenebileceğini kaydetti.
Avukat, Anayasa’nın 125. maddesine atıfla, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Kamu hizmeti hiç yürütülmezse, geç yürütülürse ya da kötü yürütülürse hizmet kusuru ilkesi devreye giriyor. Yağmur suyu kanallarının bakımsız bırakılması ya da riskli yolların trafiğe açık tutulması gibi ihmallerde belediyelerin, İSKİ’nin veya Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğu tartışılabiliyor. Önlenebilir zararlarda idarenin kusursuz sorumluluğunun da gündeme gelebileceği belirtildi.
İdari eylemden doğan zararlarda önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılıyor. İdare talebi reddederse ya da yanıt vermezse tam yargı davası açılabiliyor. Avukat, görevli mahkemenin zararın oluştuğu yere ve niteliğine göre belirlendiğini söyledi. Yol bakımı ve güvenliğine ilişkin bazı uyuşmazlıkların Karayolları Trafik Kanunu uyarınca adli yargıda da görülebileceğini hatırlatan avukat, sürelerin kaçırılmaması gerektiğini ifade etti.
Bu konuda güncel veriler
| No | Kanun | Son doğrulama |
|---|---|---|
| 657 | Devlet Memurları Kanunu | 19 Ekim 2026 |
| 5510 | Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu | 1 Ekim 2026 |
| 4688 | Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu | 1 Ekim 2026 |
| 4857 | İş Kanunu | 1 Ekim 2026 |
| 2429 | Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun | 1 Ekim 2026 |
| 1475 | İş Kanunu (1475, kıdem tazminatı maddesi) | 1 Ekim 2026 |
Bu konudaki veriler
Bu konudaki son haberler
- Selde araç hasarı: kaskoda 5 iş günlük ihbar süresi aşılsa da tazminat hakkı sürüyor
- Sarıgül soruşturmasında gizli tanık ifadesi: manken 3 kez para karşılığı iddiasında bulundu
- Sergen Yalçın A Millî Takım’ın başına geçti: 53 yaşındaki teknik adam para talep etmedi
- TBMM’de 2027 bütçesi görüşülmeye başlandı: sunumu Cumhurbaşkanı Yardımcısı yaptı